Vatandaş İdam İçin Ne Diyor? « Bingöl Güncel.tv

20 Ocak 2021 - 10:29

Vatandaş İdam İçin Ne Diyor?

İdam tartışmalarında bazı kesimler idam cezasının bu tür olayları engellemeyeceğini, büyük bir kesimi ise cezanın bir an önce getirilmesi gerektiğini savunuyor. Konuyla ilgili “Yavaş, yavaş” yanıtını veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayvan hakları zaten gündemde de, idam cezası tabii biraz daha zor. Anayasa kararı gerekiyor” yanıtını verdi. Peki, Bingöllü vatandaşlar ne diyor?

Vatandaş İdam İçin Ne Diyor?
Son Güncelleme :

05 Temmuz 2018 - 13:27

Bu Haber 9 Kez Okundu

İdam tartışmalarında bazı kesimler idam cezasının bu tür olayları engellemeyeceğini, büyük bir kesimi ise cezanın bir an önce getirilmesi gerektiğini savunuyor. Konuyla ilgili “Yavaş, yavaş” yanıtını veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayvan hakları zaten gündemde de, idam cezası tabii biraz daha zor. Anayasa kararı gerekiyor” yanıtını verdi. Peki, Bingöllü vatandaşlar ne diyor?

Türkiye son günlerde iki minik yavrunun acı haberleri ile sarsıldı. Eylül’den sonra Leyla Aydemir’in de ölüm haberi geldi ve idam sesleri yükselmeye başladı. İki acı ölüm sonrası idam cezasının geri gelmesi konusu yeniden kamunun gündemine geldi.

ERDOĞAN’DAN İDAM GELECEK Mİ SORUSUNA YANIT: “YAVAŞ YAVAŞ”

Önceki gün Ankara’ya gitmek için Atatürk Havalimanı’na gitmekte olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sarıyer Hacıosman’da kendisine el sallayanları görünce makam aracını durdurup kendisine el uzatanlarla tokalaştı.

Bir kadın, hayvan hakları yasası ve idam cezası konusundaki beklentisini dile getirdi. “Yavaş, yavaş” yanıtını veren Erdoğan, “Hayvan hakları zaten gündemde de, idam cezası tabii biraz daha zor. Anayasa kararı gerekiyor” diye konuştu.

BİNGÖLLÜLER NE DİYOR?

Çapakçur Gazetesi Facebook Sayfası üzerinden vatandaşlara konu ile ilgili görüşlerini sorduk. Bazı vatandaşlar idam cezasının bu tür olayları engellemeyeceğini, büyük bir kısmı ise idam cezasının bir an önce getirilmesi yönünde görüş belirttiler.

O görüşlerden bazıları şöyle:

Emin Kulak: “Türkiye’nin bu günkü şartları ve gelecekteki hedefleri göz önüne alındığında idam cezasının gelmesi söz konusu olamaz.1998 yılında Avrupa Birliği Uyum süreci doğrultusunda imzalamış olduğumuz antlaşma gereği ve yine Türkiye’nin nihai amaçlarından biri olan AB’ye tam üyelik hedefine yönelik çalışmalar devam ederken, bu süreci geriye götürebilecek bazı yasaların çıkartılması çok zor gözükmektedir. Ancak idam cezası yerine özellikle çocuk istismarı ve kadına şiddet konusunda kamuoyu vicdanını rahatlatacak daha sert ve bağlayıcı yasaların çıkartılması gerekiyor. Tabi burada sadece yasaların çıkartılması yetmez, bunları sonuna kadar uygulamak ve denetlemek gerekir. Özellikle belli bir yaşın altında olan çocuklara yönelik yapılan istismarlarda ‘Rızası Vardı’ ibaresi kaldırılmalı ve bu kapsamdaki tüm suçlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır…”

Bulut Şerif: “Kesinlikle gelmeli bundan daha büyük bir suç olabileceğini düşünemiyorum. Hem çocuğun hayati hem de ailenin hayatı mahvoluyor. Birde böyle bir şey yapan biri zaten insan olamaz. Asil bu tür insanları hangi düşünce ve vicdanla savuna biliyorlar bunları asmayan ve savunanları da asmak lazım.”

Musa Koray: “İdam gelmeli de, idam kararını verebilecek liyakate sahip Allah’tan korkan adaletli savcılar var mı acaba? Bu denli Güçlü bir silahı eline geçiren vatan haini savcı veya hâkim sizce ortalığı ne hale getirir hiç düşündünüz mü? Görüyorum ki bu aralar herkes kısasta hayat vardır deyip şeriatın bir hükmünü istiyor acaba işimize yaradığı için mi yoksa gerçekten bu millet şeriatı istediği için mi kısasta hayat vardır deyip İslam’ın bu kanununu istiyor… Eğer gerçekten Müslüman isek şeriatın sadece idam kısmını değil, bütün hükümlerini istemek zorundayız. Aksi takdirde cengiz hanın Araplara sunduğu anayasa teklifi (bazı hükümler şeriatın bazı hükümlerde benim koyduğum hükümler olsun ) gibi bir sistemi istemiş oluruz. Maazallah buda küfürden öte birşey değildir.”

Ömer Gökalp: “Ahlaki problemleri çözmediğimiz surece ne idam ne hadim nede başka birşey sonuç vermeyecektir. Bir sure sonra yaşananlar unutulur, herşey olduğu gibi devam eder.”

Tülay Kılıç: “Kesin ve kesin tecavüzcülere ve çocuk öldürenlere idam şart… Kendini savunamayan küçük bebekleri öldürmek caniliktir ve çocuklara kötü gözle bakanın gözünü oymak gerek. Tecavüzcüleri diri diri yakacaksın.”

Semra Burhan: “Mahkemeleri adil olmayan Ülkemde idam istemek cinayettir! Versinler pis sapıkları annelerin eline parçalasınlar idam böyle pislikler için kurtuluş olur.”

Mehmet Hanefi Öten: “İdam gelsin gelmeli, başlarım Avrupa birliğine!Burada çocuklar ölüyor suçu yok günahı yok… 3 yaşında 5 yaşında vatan hainlerine tecavüzcülere bu idam gelsin.”

Ahmet Çakin: “O masum çocukların ailelerine bu soru sorulmalı onlar ne karar verirlerse o olsun…”

Elif Kaya: “Çocukların ölümüne neden olan yaratıklara idam cezası gelsin, onlara kötü niyetle yaklaşana idam şart. Bunlar cezaevinden korkuyorlar çünkü orda besleniyor hiçbir şey umurlarında olmaz,İdam gelsin.”

Beyhan İnan: “Kesinlikle idam gelmeli ve kitabımız da öyle demiyor mu?‘kısasta hayır vardır’ diye… Ayrıca su televizyon programlarına mutlaka bir düzenleme getirilmeli, ahlak bozucu diziler ve programlar kaldırılmalı.”

Canan Serhat Kaya: “Sadece onlara mı?çocuk istismarı yapan topyekûn hepsine… Sadece kaçırıp öldürülen bebekler için değil, sadece on üç on dört yaşında anne babası tarafından dini nikâh altında pazarlayan ailelere de, alan şeref yoksununa da gelmeli idam. Bizim ülkemizde çocuk gelin gerçeğimde var maalesef ve bu çok acı bir gerçek ki mahkemeler iyi hal indirimi,‘kendi rızası var’ gibi ibarelerle dolu. Maalesef ülke olarak kafa yapımızı değiştirmeliyiz. Öncelikle kendi çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Bahçede mi oynuyor, başında durmalıyız. Parka mıçıkıyor, beraber gidip gelmeliyiz. Yasalar maalesef çocuklarımızı korumuyor, bu birgerçek…  Kendi çocuklarımızı gözlerimiz kulaklarımız açık takip etmeliyiz. Öyle ‘sokağa atayım, oynar bir şey olmaz’ demeyin… İki dakikada ortadan kaybolur, birömür arayıpta bulamayız. O duruma düşmemek için anne nerdeyse, çocuk ta onun yanında olmalı. Böyle yaşarsak birçokşeyi hallederiz. Buradan kadınlarımıza sesleniyorum. Lütfen bırakın, eviniz dağınık kalsın, sohbet etmeyin ve dalmayın bir yerlere…gözümüzhep çocuklarımızın üstünde olsun, artık yaşadığımız acılar bir son bulsun. Ülke olarak güvenmeyin kimseye, ‘bunun şunun yanındadır, birşey olmaz’ demeyin. Sorumluluk sahibi olalım, toplum olarak bilinçlenelim.”

TÜRKİYE’DE ÖLÜM CEZASININ TARİHİ

Türkiye’de ölüm cezası, 1984’ten beri fiilen ve 2004’ten beri hukuken bulunmuyor. Ölüm cezası önce 2001’de savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar için kaldırılmış, 3 Ağustos 2002’de “Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç” şartı ile kaldırılmıştı. 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile anayasadan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, 14.7.2004 tarihli 5218 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu’ndan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarılmış, böylece ölüm cezası Türk Hukuku’ndan tamamen kaldırılmıştı.

1500-2000 İDAM CEZASI

Türkiye’de 1920’de Meclisin kuruluşundan, 1984’te ölüm cezalarının fiilen kaldırılmasına kadar geçen 64 yıllık dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ve infazı gerçekleştirilen ölüm cezası kararı sayısı 712 oldu. Bunlardan 15’i kadın hükümlü oldu. Ancak bu rakama İstiklal Mahkemeleri’nin, Meclis’i devre dışı bırakarak aldığı idam kararları dahil değildi. Meclise gelmeden İstiklal Mahkemeleri tarafından verilen en az 1500 – 2000 civarında idam kararı bulunduğu tahmin ediliyor.

Türkiye’de, cezası infaz edilen son idam mahkûmu, 25 Ekim 1984’te infaz edilen Hıdır Arslan olmuştu. Ekim 1984’ten itibaren mahkemeler tarafından verilen ölüm cezaları Meclis’te onaylanmadığı için infaz edilmemiş, 1991 yılında çıkarılan bir afla 500 civarında ölüm cezası dosyası, 10 yıl ağır hapse dönüştürülmüş ve 2002’deki yasayla da fiilen uygulanmamış olan tüm idam kararları, ömür boyu hapse dönüştürülmüştü. Bunlar arasında, Abdullah Öcalan’ın 29 Haziran 1999’da çarptırıldığı, 25 Kasım 1999’da Yargıtay tarafından onanan ölüm cezası da vardı.

      

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.