

Salcı, akademik bilgi ve birikimin tarımsal üretimle birleşmesinin hem Bingöl hem de Türkiye ekonomisi açısından önemli katkılar sağlayacağını belirterek, eğitimli kişilerin üretim sektörüne dahil olması gerektiğini söyledi. Eğitimin bir sermaye olduğunu ifade eden Salcı, bu birikimin atıl kalmaması gerektiğini vurguladı.
Arıcılık sektöründe küçük işletme modelinin daha verimli olacağını dile getiren Salcı, büyük ölçekli işletmelerin yönetim ve verimlilik açısından zorluklar oluşturabildiğini kaydetti. Küçük işletmelerin hem bakım kolaylığı sağladığını hem de daha sağlıklı üretim imkânı sunduğunu ifade etti.
Bingöl’de kovan başına verimin ortalama 11 kilogram seviyesinde olduğunu belirten Salcı, bu durumun temel nedenlerinden birinin yüksek kovan sayısı ile yapılan üretim modeli olduğunu söyledi. Daha küçük ölçekli işletmelerle verimin artırılabileceğini ifade eden Salcı, gelişmiş ülkelerde de benzer üretim modellerinin uygulandığını aktardı.
Arıcılığın sadece bal üretimiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Salcı, propolis, polen ve arı sütü gibi ürünlerin ekonomik değerinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilemediğini belirtti. Bu alandaki eksikliklerin hem üreticiler hem de ülke ekonomisi açısından kayıplara yol açtığını dile getirdi.
Salcı, Bingöl Balı Üreticileri Birliği olarak üreticilerin yanında olduklarını ve sektörün gelişmesi için çalışmaların süreceğini ifade etti.

