

Özgür-Der Bingöl Şubesi tarafından düzenlenen “Modern Dünyada Müslümanca Yaşamak” başlıklı konferans, Bingöl Belediyesi Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Halis Aydemir, modern yaşamın insanı hız, haz ve sürekli meşguliyet sarmalı içine alarak kulluk bilincinden uzaklaştırdığına dikkat çekti.
Programın sunuculuğunu Erhan Ozan üstlenirken, etkinlik Yunus Kızılboğa’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmasını yapan Özgür-Der Bingöl Şubesi Başkanı Yusuf Boğatekin, çağın meydan okumaları karşısında Müslümanca bir duruşun önemine vurgu yaptı.
Açılışın ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Halis Aydemir, konuşmasına selam ve dua ile başladı. İnsanın dünyaya gelişinin rastlantı değil, ilahi bir irade ve emanet olduğunu ifade eden Aydemir, bireyin doğduğu aile, coğrafya ve zamanın Allah’ın takdiriyle belirlendiğini söyledi. Bunun bir üstünlük değil, ağır bir sorumluluk alanı oluşturduğunu dile getirdi.
Modern birey anlayışının aile bağlarını zayıflattığını belirten Aydemir, anne-baba ilişkilerinin ve kuşaklar arası bağların giderek aşındığına dikkat çekti. Zaman kavramına da değinen Aydemir, dünya hayatının ilahi ölçekte son derece kısa olduğuna işaret ederek, insan ömrünün bu açıdan sadece birkaç dakikalık bir süreye karşılık geldiğini hatırlattı. Asıl meselenin, bu kısa sürede ne kadar yaşandığı değil, hangi amellerle huzura çıkılacağı olduğunu vurguladı.
Dünya hayatını geçici bir durak olarak tanımlayan Aydemir, değişenin sadece insanlar ve isimler olduğunu, hakikatin ise değişmeden varlığını sürdürdüğünü ifade etti. Bu gerçeğin Kur’an ve sünnet aracılığıyla insanlığa sürekli hatırlatıldığını söyledi.
Modernleşme sürecini tarihsel bir perspektifle ele alan Aydemir, teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insanı yalnızlaştırdığına dikkat çekti. Özellikle dijital araçların ve cep telefonu merkezli yaşamın, bireyi sürekli meşgul ederek düşünmekten, yüzleşmekten ve derinlikten uzaklaştırdığını ifade etti. Aynı ortamda bulunan insanların dahi birbirleriyle temas kurmakta zorlandığını belirten Aydemir, modern şehir hayatının aile yapısını ve mahremiyeti ciddi biçimde aşındırdığını dile getirdi.
Modern çağın en belirgin baskı unsurunun “meşguliyet” olduğunu vurgulayan Aydemir, hız ve haz eksenli yaşam tarzının insanı asli varoluş amacından kopardığını söyledi. Önemli olanın hangi çağda yaşandığı değil, yaşanılan şartlar içinde nasıl bir irade ve duruş sergilendiği olduğunu belirtti.
Konuşmasının sonunda her dönemin kendi şartları içinde adil bir imtihan alanı olduğunu ifade eden Aydemir, Allah’ın insanları kökenleriyle değil, ortaya koydukları amellerle değerlendirdiğini vurguladı. Program, yapılan dua ile sona erdi.
