

BİNGÖL,(DHA)- Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde henüz kırılmamış iki kritik segment bulunduğunu belirterek, özellikle Marmara ve Yedisu faylarının yüksek deprem riski taşıdığını söyledi. Akbayram ayrıca Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan ve “Bingöl sismik boşluğu” olarak adlandırılan bölgede de büyük deprem potansiyeli bulunduğuna dikkat çekti.
Türkiye Bilişim Derneği tarafından Atatürk Üniversitesi’nde düzenlenen “Krizden Dayanıklılığa: Afetlerde Bilişim ve Haberleşme Çözümleri” başlıklı panelde konuşan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı’nda 1949 yılından itibaren batıya doğru ilerleyen bir deprem göçü yaşandığını ifade etti. Bu süreçte fayın büyük bölümünün kırıldığını belirten Akbayram, Marmara Denizi çevresi ile Bingöl’ün Yedisu ilçesi civarında kalan segmentlerin ise halen kırılmadığını söyledi.

Akbayram, Yedisu segmentinde meydana gelebilecek olası bir depremin geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini belirterek, “Merkez üssünün Yedisu olması durumunda yaklaşık 100 ila 150 kilometrelik bir alanda etkiler görülebilir. Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ’ın bazı kesimleri, Muş, Diyarbakır ve Bitlis gibi iller de bundan etkilenebilir. Bu durum, bölgedeki sismik riskin ciddiyetini ortaya koyuyor” dedi.
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin Doğu Anadolu Fay Zonu’nun önemli bir kısmını kırdığını hatırlatan Akbayram, buna rağmen bazı bölümlerin halen enerji biriktirdiğini ifade etti. Bu alanlardan birinin Palu ile Bingöl’ün Ilıcalar beldesi arasında kalan kesim olduğunu söyleyen Akbayram, “Bilim dünyasında ‘Bingöl sismik boşluğu’ olarak adlandırılan bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli bulunuyor” diye konuştu.
Panelde söz alan Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erdem Bayrak ise bölgede kurulan 30 sismik istasyonla yer hareketlerinin sürekli takip edildiğini belirtti. Bayrak, yapılan analizlerde sismik boşluk olarak tanımlanan alanlarda gerilimin arttığının gözlemlendiğini ve bu durumun gelecekte olası bir deprem ihtimaline işaret ettiğini söyledi.
Bölgenin dağlık coğrafyasının afet anında müdahale ve ulaşım açısından zorluk oluşturabileceğine de dikkat çeken Bayrak, afetlere hazırlık kapsamında erken uyarı sistemleri, yapısal sağlık izleme teknolojileri ve kesintisiz lojistik planlamasının önemine vurgu yaptı.
Panelde ayrıca Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Erzurum Şube Başkanı Ömer Faruk Özler de deprem sonrasında iletişim ve haberleşme altyapısının hayati önem taşıdığını anlattı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.



