KALP kapağı hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda görülmediği, bazı risk faktörleri nedeniyle daha genç yaş gruplarında da ortaya çıkabildiği belirtildi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, sigara, kötü ağız ve diş sağlığı, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, tedavi edilmeyen boğaz enfeksiyonları ve fazla tuz tüketiminin kalp kapakları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.
Kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığındaki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Onur Taşar, yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra modern yaşam tarzının beraberinde getirdiği bazı alışkanlıkların da kalp sağlığını etkilediğini ifade etti.
Kalp kapaklarında meydana gelen yapısal bozuklukların zaman içerisinde kalbin kanı vücuda pompalama işlevini zorlaştırabileceğini belirten Taşar, özellikle efor sırasında ortaya çıkan şikayetlerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
NEFES DARLIĞI VE ÇABUK YORULMAYA DİKKAT
Doç. Dr. Taşar, kalp kapağı hastalıklarında görülebilecek belirtiler arasında yürüyüş, merdiven çıkma veya fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ve dinlenmeyle azalan nefes darlığının bulunduğunu belirtti.
Çabuk yorulma, halsizlik, çarpıntı, eforla ortaya çıkan göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerin de görülebileceğini aktaran Taşar, bu tür şikayetleri bulunan kişilerin kardiyoloji uzmanına başvurması gerektiğini kaydetti.
KALP KAPAKLARINI OLUMSUZ ETKİLEYEN ALIŞKANLIKLAR
Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapağı sağlığını olumsuz etkileyebilecek başlıca alışkanlıkları şöyle sıraladı:
Sigara: Damar yapısına zarar veren sigaranın kireçlenme sürecini hızlandırabileceği ve özellikle aort kapağındaki daralma ile sertleşmeyle ilişkili riskleri artırabileceği belirtildi.
Ağız ve diş bakımını ihmal etmek: Diş ve diş eti enfeksiyonlarının kana karışan bakteriler aracılığıyla kalp kapaklarını etkileyebileceği, bunun da enfektif endokardit olarak adlandırılan ciddi bir enfeksiyona yol açabileceği ifade edildi.
Sağlıksız beslenme: Doymuş yağ ve işlenmiş gıdaların ağırlıklı olduğu beslenme düzeninin kolesterol ve damar sağlığı üzerinden kalp kapaklarında kireçlenme riskini artırabileceği kaydedildi.
Hareketsiz yaşam: Düzenli fiziksel aktivitenin olmamasının obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların gelişme riskini artırabileceği, bu durumların da kalp üzerindeki yükü artırabileceği belirtildi.
Boğaz enfeksiyonlarını tedavisiz bırakmak: Özellikle çocukluk ve gençlik dönemindeki A grubu streptokok enfeksiyonlarının uygun şekilde tedavi edilmemesi halinde ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalıklarına yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
Fazla tuz tüketimi: Yüksek tuz tüketiminin hipertansiyonu tetikleyebileceği, uzun süre kontrol altında tutulmayan yüksek tansiyonun ise kalbin çalışma yükünü artırabileceği ifade edildi.
AÇIK AMELİYATA ALTERNATİF YÖNTEMLER
Kalp kapağı hastalıklarının tedavisinde son yıllarda ameliyatsız veya daha az invaziv yöntemlerin de kullanılabildiğini belirten Doç. Dr. Taşar, uygun hastalarda göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen girişimsel tedavilerin tercih edilebildiğini söyledi.
Bazı yöntemlerde kasık damarlarından ilerlenerek kalp kapağına ulaşıldığını aktaran Taşar, bu uygulamaların hastanede kalış ve iyileşme sürecinin daha kısa olabilmesine katkı sağlayabildiğini ifade etti.
İşlem sonrasında hastaların genellikle bir veya iki gece gözlem altında tutulduğunu belirten Taşar, uygun hastaların sonraki günlerde yürüyerek taburcu edilebildiğini kaydetti.
Açık kalp ameliyatına kıyasla iyileşme döneminin daha konforlu geçebildiğini belirten Taşar, tedavi sonrasında doktorun önerilerine uyulmasının ve kontrollerin aksatılmamasının önemine dikkat çekti.
AZİZ ÖNAL/BİNGÖL GÜNCEL TV
