

TBMM Genel Kurulu’nda, Yeni Yol grubunun 'emekli aylıkları, asgari ücret ve memur maaşlarının mevcut ekonomik koşullar üzerindeki durumu ile temmuz ayında ara zam yapılmamasının sabit gelirli vatandaşlar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi' amacıyla verdiği genel görüşme önergesi görüşüldü. Önerge üzerine AK Parti grubu adına söz alan Bingöl Milletvekili Zeki Korkutata, ekonomi gündemine ve ücret politikalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
"POPÜLİZMİ DEĞİL, FİYAT İSTİKRARINI SEÇTİK"
Türkiye ekonomisinin küresel ve yerel faktörlerin etkisiyle önemli bir geçiş eşiğinde olduğunu belirten Milletvekili Korkutata, günü kurtaran kararlar yerine kalıcı çözümlere odaklandıklarını ifade etti. Korkutata, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye ekonomisi bugün bir geçiş eşiğindedir. Bir tarafta küresel maliyetlerin, savaşların, enerji fiyatlarının, tedarik zinciri kırılmalarının ve deprem yükünün oluşturduğu ağır bir tablo vardır; diğer tarafta ise üretim kapasitesi büyüyen, ihracatı genişleyen, savunma sanayisiyle teknoloji ligine çıkan, altyapısını tamamlamış, genç nüfusuyla hâlâ büyük bir sıçrama potansiyeli taşıyan bir Türkiye vardır. Karşımızda doğru yönetildiğinde büyük bir dönüşüme evrilecek tarihî bir eşik vardır. Mesele bu eşiği nasıl geçeceğimizdir; popülizmle mi günü kurtaran kararlarla mı yoksa fiyat istikrarını, üretimi, istihdamı ve sosyal adaleti birlikte büyüten akılla mı? Bizim tercihimiz üçüncüsüdür."
"ENFLASYONU DÜŞÜRMEDEN GELİRİ ARTIRIRSANIZ FİYATLAR MAAŞIN ÖNÜNE GEÇER"
Emeklilerin, memurların ve asgari ücretlilerin alım gücü hassasiyetlerini yakından takip ettiklerini ancak kalıcı refah için enflasyonun düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Korkutata, şöyle devam etti:
"Elbence emeklilerimizin beklentisi vardır, elbette asgari ücretimizin yükü vardır, elbette memurumuzun alım gücü hassasiyetle korunmalıdır fakat şunu da bilmek zorundayız: Bir ülkede refah sadece maaşlara zam yapılarak kalıcı hâle getirilemez. Eğer enflasyonu düşürmeden geliri artırırsanız bir süre sonra fiyatlar maaşların önüne geçer; eğer üretimi büyütmeden tüketimi genişletirseniz cari açık büyür; eğer bütçe dengesini gözetmeden harcama yaparsanız yarının yükünü bugünden ağırlaştırırsınız. Bizim meselemiz, bugünün insanını rahatlatırken yarının Türkiye'sini de zora sokmamaktır."
"SOSYAL DEVLET SADECE DAĞITAN DEĞİL, ÖNCE ÜRETEN DEVLETTİR"
AK Parti’nin çizgisinin sosyal devlet ile güçlü ekonomiyi aynı zeminde buluşturmak olduğunu dile getiren Korkutata, devletin vatandaşlara sağladığı diğer desteklere de dikkat çekerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Sosyal devlet, sadece dağıtan devlet değildir; sosyal devlet, önce üreten, sonra ürettiğini adaletle paylaşan, vatandaşa kalıcı güven veren devlettir. Türkiye, yalnızca maaş ödeyen bir devlet değildir. Türkiye; aynı zamanda hastane, yol, konut yapan, doğal gaz ve elektrik desteği veren, eğitim imkânı sunan, afet bölgesini ayağa kaldıran, sanayiciyi, çiftçiyi, esnafı ve çalışanları aynı anda gözetmeye çalışan büyük bir sosyal organizasyondur. Ücret meselesini de bu büyük mimarinin parçası olarak görüyoruz ama bunu yaparken Türkiye ekonomisini de sağlam zeminde tutacağız çünkü güçlü ekonomi olmadan kalıcı sosyal adalet kurulamaz. İnşallah, sabit gelirli vatandaşlarımızın refahı da ekonomik programın başarısıyla birlikte daha güçlü şekilde desteklenecektir."

